Kopan eski bir zincirin altın halkalarını yaratıcı biçimde birbirine ekledi. Türkiye'de yeni bir yazı kimliğini en üst düzeye çıkarırken, kaybolma tehlikesi yaşayan eski bir mirasın değerlerinin geleceğe aktarılması için çalıştı.

Hattat Emin Barın, cilt sanatçısı Emin Barın, öğretmen Emin Barın, koleksiyoncu Emin Barın. Emin Barın'dan söz ederken, bu niteliklerinden hiçbirini gözardı edemeyiz. Ama ilk akla gelen kuşkusuz onun hattatlığıdır. Yalnızca bir yazı ustası olduğu için değil, bir dönemin sonu, yeni bir dönemin başlangıcı olduğu için. Cumhuriyetin, geçmişimizin kültür ve sanatına çağdaş ve evrensel değer ölçütleriyle yaklaşımının canlı örneklerinden biri, tüm yaşamı ve sanatıyla Emin Barın'dır.

Emin Barın çok yönlü bir grafik sanatçısıydı. Sanatla zenaat uyuşumunun, yani yaratıcılıkla işçiliğin, kendi alanındaki seçkin örneklerinden biriydi. Ama her şeyden önce bir yazı ustasıydı. Hat sanatımızın son halkası, Batılı, laik yazı sanatımızın da başlangıcı.

Evet, bir yazı sevdalısıydı, ama yalnız bir yazı sevdalısı değil. Kitap sanatı; yazısıyla, kağıdıyla, tezhibi ve cildiyle bir bütündür. İşte, Emin Barın bu sanatın da ustası ve sevdalısıydı.